Doğum tarihi: 1882
Ölüm Tarihi: 1963
Doğum Yeri: İstanbul
*İstanbul Tabip Odası'nın ilk başkanı
*Asıl ismi Ali Tevfik Salim'dir.
1882 İstanbul doğumlu. Dedesi Ömer Cemal Efendi; Adliye Nazırlığı'na kadar yükselmiş bir mülkiye memuru idi. Babası Osman Efendi ise din görevlisidir.
*İlköğrenimini Sultanahmet'teki Nakilbent Okulu'nda tamamlayan Tevfik Sağlam; 1891 yılında Soğukçeşme Askeri Rüştiyesi'ne girmiştir.
*1895'de Kuleli Askeri Tıp Okulu'na, ardından 1898'de Demirkapı'daki Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'ye kaydolan Tevfik Sağlam; 1903 yılında Tabip Yüzbaşı rütbesiyle mezun olmuştur.
*Bir yıl kadar Gülhane'de İç Hastalıkları Kliniği'nde çalışan Dr. Sağlam; 1906'da da Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane İç Hastalıkları öğretmen yardımcılığı sınavını kazanmıştır.
II: Abdülhamit zamanında Haydarpaşa'daki bina tamamlanınca; Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane ve Mülki Tıbbiye birleştirilerek Haydarpaşa Tıp Fakültesi oluşturulmuş ve Dr. Tevfik Sağlam da burada II: İç Hastalıkları Kliniği Laboratuar Şefliği'ne getirilmiştir.
1912 yılında başlayan Balkan Savaşı'nda Selanik’e Sıhhiye Bölüğü, Hadımköy Sıhhiye Bölüğü ve Yassıviran Bölge Hastanesi'nde çalışmıştır.
*Askerler arasında başlayan tifüs ve kolera salgını ile mücadele ederken tifüs hastalığına yakalanan Dr. Tevfik Sağlam; İstanbul'a gönderilmiş ve sonrasında İstanbul Tıp Fakültesi'ndeki görevine dönmüştür.
*1914'de başlayan I. Dünya Savaşı'nda Tıp Fakültesi'ndeki görevinden istifa ederek Askeri Tıp Okulu'na geçmiş ve 1915'de 2. Ordu Başhekimliği'ne atanmıştır. Aynı yıl Erzurum'daki 3. Ordu'nun emrine verilen Dr. Tevfik Sağlam; burada Sıhhiye Başkanı olmuş, 1917'de ise Albay rütbesine yükselmiştir.
*Dr. Tevfik Sağlam'ın askeri hekimlik ve idarecilik özellikleri örnek bir Sıhhiye Başkanı olmasını sağlamıştır.
*Halk ve askerler I. Dünya Savaşı yıllarında tifüs ve kolera hastalıklarından kırılıyordu.
Tedavi ile uğraşan hekimler arasında da yaygın olan tifüs hastalığına karşı ilkel koşullarda Dr. Tevfik İsmail Gökçe ve arkadaşlarıyla aşı hazırlama girişimleri; dünya tıp literatürüne geçmiş bir başarı olarak anılmaktadır.
*Dr. Tevfik Sağlam; bu çabaları ile tifüs salgınının ve ölümlerin yavaşlamasını sağlamıştır.
Bu girişimleri nedeniyle yakın bir arkadaşının "aşının insanlara zarar verdiği" suçlamasıyla karşılaşarak Nemrut Mustafa Paşa Divan-ı Harbi'ne ihbar edilmiş ve yargılanarak beraat etmiştir.
*III: Ordu'da çalışırken hekimlere yönelik kurslar, konferanslar düzenleyen Dr. Sağlam; bu yıllara ait anılarını da "3. Ordu'da Sıhhi Hizmet" başlıklı kitabında 1959 yılında yayınladı.
1918 yılında yenilgiden sonra cepheden dönerek tekrar Tıp Fakültesi'nde çalışmaya başlayan Dr. Sağlam'ın buradaki görevi pek uzun sürmemiştir.
*1919'da Samsun'a çıkarak bağımsızlık bayrağını açan Mustafa Kemal Atatürk'ün memleket çocuklarını kendi safında göreve çağırma davetine katılan Dr. Tevfik Sağlam; 3 Ocak 1921'de İnebolu yoluyla Ankara'ya ulaşmıştır.
*Önce Milli Savunma Bakanlığı Ordular Sıhhiye Dairesi Başkanlığı'nda, ardından da Ankara Tıp Fakültesi'nin çekirdeği olan Cebeci Hastanesi'nde çalışan Dr. Sağlam; 1923 yılında da İzmir Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği Şefliği'ne atanmıştır.
*Aynı yıl Gülhane Hastanesi Dâhiliye Kliniği Profesörlüğü'ne ve aynı hastanenin Başhekimliği'ne atanan Dr. Tevfik Sağlam; 1925 yılında I. Milli Türk Tıp Kongresi Düzenleme Kurul'unda Kongre Sekreteri olarak görev yapmıştır.
*1927 yılında ikinci kez Milli Savunma Bakanlığı Ordular Sıhhiye Dairesi Başkanlığı görevine atanarak bu görevde General rütbesine yükselmiştir.
*Dr. Tevfik Sağlam; 1929 yılında yeni kurulan İstanbul Tabip Odası'na Yönetim Kurulu Başkanı olarak seçilerek Oda'nın ilk Başkanı olmuştur.
*1933 yılına kadar da İstanbul İl Genel Meclisi üyeliğini yürütmüştür.
*1931 yılında Gureba Hastanesi'ne geçen Dr. Tevfik Sağlam; 1933 Üniversite Reformu'nun ardından da İ.Ü. Tıp Fakültesi III. Dâhiliye Kliniği'nde öğretim üyesi ve fakülte dekanı olarak görev yapmıştır.
*1934 yılında Milli Eğitim Bakanlığı ile ters düşerek bu görevlerinden ayrılan Dr. Tevfik Sağlam; 1936 yılında bu kez Haydarpaşa Numune Hastanesi Dahiliye Kliniği'ne geçerek meslek hayatını burada sürdürmüştür.
*Dr. Tevfik Sağlam; Kızılay Hastabakıcı Hemşireler Yurdu Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Sağlık Bakanlığı Yüksek Sağlık Şurası üyelikleri görevlerini de yürütmüştür.
*1939 yılında Tıp Fakültesi Profesörler Kurulu'nun daveti ile üniversiteye tekrar dönerek III. Dahiliye Kliniği Başkanlığı'na atanan Prof. Dr. Tevfik Sağlam; emeklilik tarihi olan 27 Mayıs 1952 tarihine kadar üniversitede çalışmıştır.
*Türkiye'de ilk kalp kateterizasyonu Dr. Tevfik Sağlam'ın başında olduğu III. Dâhiliye Kliniği'nde yapılmıştır.
*Karaciğer biyopsisi ve karaciğer dokusundan enzim çalışmaları dünya tıp literatüründe yerini almıştır.
*1943 - 1946 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü görevini sürdüren Dr. Tevfik Sağlam; bu dönemde çıkarılan ilk üniversite özerkliği ile ilgili yasanın da mimarlarından sayılmaktadır.
*Rektörlük görevinden sonra mesleki yaşamını fakültede sürdüren Dr. Sağlam; Türkiye'de ilk kez bir Fizyoloji Kürsüsünün (Akciğer Hastalıkları) açılmasına öncülük etmiştir.
Bu klinik sonradan Cerrahpaşa'ya taşınmış ve oldukça genişlemiştir.
*Dr. Sağlam; Çapa'daki kliniğinin üstüne eşi Naile Sağlam'ın parasal desteği ile "Naile Sağlam Tüberküloz Enstitüsü"nü kurmuştur.
*1952 yılında emekli olduktan sonra da kendini toplumun hizmetine adayan Dr. Tevfik Sağlam; verem savaşı, halkın sağlık eğitimi, hemşirelik mesleğinin sorunları gibi alanlarda uğraş verdi.
*81 yıllık hayatına İstanbul Tabip Odası Başkanlığı, Hekimler Dostluk ve Yardımlaşma Cemiyeti'nin kuruculuğu, İstanbul Verem Savaş Derneği kuruculuğu, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü, Tıp Fakültesi Dekanlığı, Yüksek Sağlık Şurası Üyeliği, Milli Savunma Bakanlığı Ordular Sıhhiye Dairesi Başkanlığı, Gülhane Hastanesi Başhekimliği, Haydarpaşa Numune Hastanesi - Cebeci Hastanesi ve İzmir Hastanesi hekimlikleri görevlerini sığdıran Dr. Tevfik Sağlam; kendini toplumun sağlık sorunlarının çözümüne adayan bir öncü tıbbiyeli.
Tevfik Sağlam yazıyor;
3. ORDU’NUN MECHUL SIHHİYE SUBAYINA
Dünya Harbinde, bundan günü gününe tam 15 sene evvel, Kafkas cephesinde 3 üncü Ordu Sıhhiye Reisliğine tayin olundum. 32 yaşında genç bir sıhhiye subayı olarak yüklendiğim bu iş başında, 3,5 sene kaldım. Bu, hayatımın en mesut devresidir. Orada çok şey gördüm ve çok şey öğrendim. Erzurum önünde müthiş bir kış ortasında, -32 derece soğukta çarpışan orduda, Türk Askerini tanıdım. Sivri Gediği'nde mekkâresiz kalan taburunu sargısız ve ilaçsız bırakmamak için, bir bohça içine doldurduğu ilaçları binek hayvanına yükleterek, yanında kendisi yaya giden, ellisini geçmiş bir tabur hekiminin sakin ve mütevazı çehresinde Türk’ün hakikî simasını seçtim.
Ordu, Erzurum hattına çekildiği zaman, Korucak'taki hastalarını nakletmek için, avcı hattının ilerisinde kalan genç ve ateşli bir hekimin, telefonla soğukkanlı ve sakin bir sesle verdiği raporunu dinlerken, Türk’ün istikbaline olan sarsılmaz imanını sezdim.
Akkoyunlu Yaylası’nda bütün gün süren, son derece yorucu bir teftişten döndükten sonra, gece geç vakit, seyyar hastanelerinin birinden haber alamadığı için, bitkinliğine bakmayarak, atına binip, seyyarını aramağa çıkan, yaşlı bir Kolordu Sertabibinden, yüksek bir vazife aşkı dersini aldım. 1917’de, Ordu iaşe darlığından bunaldığı bir zamanda, Giresun'la Karahisar arasında, 65’lik ninelerle ve 10 yaşındaki çocukların sırtlarında torbalarla orduya erzak taşıdıklarını gördük.
Çocuk ve ihtiyarlardan mürekkep bir halk kafilesinin başında, Kaza Kaymakamı olduğu halde, Koyulhisar'dan Suşehri'ne sırtlarında erzak dolu torbalarla yaya geldiklerini, Suşehri kapısında, Menzil Kurmay Başkanının ihtiyar bir ninenin sırtından aldığı buğday torbasını yüklenerek, Yeniköy’e yollandığını, yaşlı gözlerimle seyrettim. Bunlar büyük felâketten sonra, İstiklâl Harbini yapacak milletin evlâtları idi.
Merzifon'da, Talas'ta genç birer yüzbaşı hekim, 3500 ve 2500, yataklık hastaneleri temiz, muntazam birer müessese halinde idare ettiler. Bundan idareyi eline alacak Türk gençliğinin kudret ve kemalini görmemek kaâbilmidir?
Türk Ordusu Cihan Harbinde Kafkas cephesinde yalnız kendinden çok kuvvetli bir düşman ile değil, aynı zamanda kahir bir tabiatla, açlıkla ve her türlü yoksullukla cenkleşti.
3 üncü Ordu’da Türk Sıhhiye Subayı, hiç bir yabancının yardımı olmadan, sırf kendi kafasıyla, kendi eliyle, çok büyük işler gördü ve âdeta gayr-i mümkünü yaptı.
Kimsenin tevazuunu incitmemek ve kimseye karşı haksızlık yapmamak için yazılarımda mümkün olduğu kadar ad anmaktan çekindim. Zira bu büyük iş onların müşterek eseridir.
Bu sebepten kitabımda onların aziz hatıralarına, 3üncü Ordunun Meçhul Sıhhiye Subayına ithaf ediyorum.
Tevfik Sağlam
14 Mart 1940 Perşembe
KAYNAK: www.misscritic.blogcu.com
Favorilerinize ekleyin
Bunu e-posta ile gönder
Okuma: 1663
Yorumlar (4)

...
yazar adil , Ağustos 21, 2009
BEn de stajyer doktorum, böyle hocalarımızın olduğunu bilmek bize gurur veriyor...
Bu arada oktor arkadaşların olduğu bir site açılmış: "www.tibbiyeli.net"
yazar adil , Ağustos 21, 2009
BEn de stajyer doktorum, böyle hocalarımızın olduğunu bilmek bize gurur veriyor...
Bu arada oktor arkadaşların olduğu bir site açılmış: "www.tibbiyeli.net"
...
yazar metin özata , Ocak 16, 2010
PROF DR TEVFİK SAĞLAM HOCANIN ÖNSÖZ'ÜNÜ YAZDIĞI ve DR. MEHMET DERVİŞ KUNTMAN TARAFINDAN YAZILAN '' BİR DOKTORUN HARP VE MEMLEKET ANILARI'' kitabı ATASE tarafından basıldı (Aralık 2009). Kitapta Tıbbiye anıları, Sarıkamış Savaşı, Kurtuluş Savaşı anıları mevcut
yazar metin özata , Ocak 16, 2010
PROF DR TEVFİK SAĞLAM HOCANIN ÖNSÖZ'ÜNÜ YAZDIĞI ve DR. MEHMET DERVİŞ KUNTMAN TARAFINDAN YAZILAN '' BİR DOKTORUN HARP VE MEMLEKET ANILARI'' kitabı ATASE tarafından basıldı (Aralık 2009). Kitapta Tıbbiye anıları, Sarıkamış Savaşı, Kurtuluş Savaşı anıları mevcut
...
yazar metin , Şubat 01, 2010
TEVFİK SAĞLAM'IN ANKARA'YA GİDİŞİ
Gülhane dahiliye hocası Dr. Tevfik Salim (Sağlam), Milli Ordu Sağlık Başkanı olarak Dr. İbrahim Tali Bey’in yerine atanınca eşini yanına alarak, bazı eşyalarıyla birlikte İnebolu’ya giden vapura binmişti. Dr. Tevfik Sağlam vapurda gazeteci-yazar Ahmet Emin Yalman ve Dr. Binbaşı Fahri Bey’le tanıştı. Vapur şiddetli rüzgâr nedeniyle İnebolu’da duramamış ve yolcular mecburen Samsun’a gitmişti.11 Samsun’da iki gün kaldıktan sonra bir motorla tekrar İnebolu’ya gitmişler, İnebolu’da da Dr. Tevfik Salim, eşi Naile Hanım, gazeteci Ahmet Emin Yalman ve Binbaşı Dr. Fahri’yle birlikte Kızılay’ın Ford kamyonetine binerek Ankara’ya doğru altı gün sürecek yolculuğa çıkmışlardı.
Dr. Tevfik Sağlam İnebolu’ya vardığında Dr. İbrahim Tali de Ankara’dan İnebolu’ya gelmiş, Batum’daki konsolosluk görevinin başına gitmek için vapur bekliyordu.
Dr. Tevfik Sağlam ve gazeteci Ahmet Emin Yalman Kastamonu’ya gittiklerinde Dr. Sağlam’ın eski arkadaşı ve Askeri Tıbbiyeli Malta sürgünü Dr. Fazıl Berki Tümtürk’le karşılaştılar. Dr. Sağlam onunla birlikte Kastamonu’daki hastaneleri gezdi. Dr. Sağlam ve arkadaşlarını taşıyan kamyonet bu yolculuk sırasında 63 kez çamura saplanmıştı.12 Dr. Fazıl Berki Bey daha sonra 3. Dönem Malatya milletvekili olmuştur.
Dr. Tevfik Sağlam ve Ahmet Emin Yalman Ankara’ya ulaşınca önce Kızılay merkezinde Dr. Adnan Adıvar’la buluştular. Dr. Adnan Bey o sırada TBMM İkinci Başkanıydı ve Kızılay Derneği’nin Ankara Merkezinin bir odasında kalmaktaydı. Dr. Adnan Adıvar Kızılay’ın açık faytonuyla her tarafa koşturmaktaydı.13
Cepheden cepheye koşan ve tehlikeli bölgelerde görev yapan Dr. Tevfik Sağlam 3 Aralık 1921’de Ankara’ya gelmiş ve Milli Savunma Bakanlığı Sağlık Başkanlığı görevine başlamıştı; ancak başkumandanlığa yaptığı bazı teklifler uygun görülmediğinden 10 Ocak 1922’de istifa etti.14-15-16 Dr. Tevfik Sağlam bunun üzerine önce Diyarbakır sonra Sivas ve Ankara Sarıkışla Hastanesi dahiliye uzmanı olarak çalıştıktan sonra Ocak 1923’te İzmir Askeri Hastaneleri Müfettişliği’ne, daha sonra da Gülhane’ye dönmüştü.
yazar metin , Şubat 01, 2010
TEVFİK SAĞLAM'IN ANKARA'YA GİDİŞİ
Gülhane dahiliye hocası Dr. Tevfik Salim (Sağlam), Milli Ordu Sağlık Başkanı olarak Dr. İbrahim Tali Bey’in yerine atanınca eşini yanına alarak, bazı eşyalarıyla birlikte İnebolu’ya giden vapura binmişti. Dr. Tevfik Sağlam vapurda gazeteci-yazar Ahmet Emin Yalman ve Dr. Binbaşı Fahri Bey’le tanıştı. Vapur şiddetli rüzgâr nedeniyle İnebolu’da duramamış ve yolcular mecburen Samsun’a gitmişti.11 Samsun’da iki gün kaldıktan sonra bir motorla tekrar İnebolu’ya gitmişler, İnebolu’da da Dr. Tevfik Salim, eşi Naile Hanım, gazeteci Ahmet Emin Yalman ve Binbaşı Dr. Fahri’yle birlikte Kızılay’ın Ford kamyonetine binerek Ankara’ya doğru altı gün sürecek yolculuğa çıkmışlardı.
Dr. Tevfik Sağlam İnebolu’ya vardığında Dr. İbrahim Tali de Ankara’dan İnebolu’ya gelmiş, Batum’daki konsolosluk görevinin başına gitmek için vapur bekliyordu.
Dr. Tevfik Sağlam ve gazeteci Ahmet Emin Yalman Kastamonu’ya gittiklerinde Dr. Sağlam’ın eski arkadaşı ve Askeri Tıbbiyeli Malta sürgünü Dr. Fazıl Berki Tümtürk’le karşılaştılar. Dr. Sağlam onunla birlikte Kastamonu’daki hastaneleri gezdi. Dr. Sağlam ve arkadaşlarını taşıyan kamyonet bu yolculuk sırasında 63 kez çamura saplanmıştı.12 Dr. Fazıl Berki Bey daha sonra 3. Dönem Malatya milletvekili olmuştur.
Dr. Tevfik Sağlam ve Ahmet Emin Yalman Ankara’ya ulaşınca önce Kızılay merkezinde Dr. Adnan Adıvar’la buluştular. Dr. Adnan Bey o sırada TBMM İkinci Başkanıydı ve Kızılay Derneği’nin Ankara Merkezinin bir odasında kalmaktaydı. Dr. Adnan Adıvar Kızılay’ın açık faytonuyla her tarafa koşturmaktaydı.13
Cepheden cepheye koşan ve tehlikeli bölgelerde görev yapan Dr. Tevfik Sağlam 3 Aralık 1921’de Ankara’ya gelmiş ve Milli Savunma Bakanlığı Sağlık Başkanlığı görevine başlamıştı; ancak başkumandanlığa yaptığı bazı teklifler uygun görülmediğinden 10 Ocak 1922’de istifa etti.14-15-16 Dr. Tevfik Sağlam bunun üzerine önce Diyarbakır sonra Sivas ve Ankara Sarıkışla Hastanesi dahiliye uzmanı olarak çalıştıktan sonra Ocak 1923’te İzmir Askeri Hastaneleri Müfettişliği’ne, daha sonra da Gülhane’ye dönmüştü.
...
yazar metin , Şubat 07, 2010
Prof. Dr.Tevfik Sağlam, 1946 yılında üniversitede hekimlik üzerine verdiği bir seminerde şunları söylemiştir: “Ordu mevcudunun yüzde 15’i kadar hasta yatağına ihtiyaç vardır. Bunlar yapılmazsa, epidemiler (salgın hastalık) mutlaka çıkacaktır. (Askeri) Hekimler bunu kumandanlara mutlaka telkin etmelidir. Hekim gayet kuvvetli ve yüksek şahsiyet sahibi olmalıdır. Düşünün ki en büyük adama dünyada siz emredecek ve onun hayatı hakkında hüküm vereceksiniz. Bu ağır bir iştir. Şahsiyeti küçük ve bilgisiz hekimler bunu yapamaz. Bizden her şey olur. Hariciye vekili ve başvekil olur. Bizim fakültemiz her uzmanı ve bazen hekim yetiştirir. Çok doğrudur; ama asıl hekimliğimize ait özelliklerimizi korumalıyız...”
yazar metin , Şubat 07, 2010
Prof. Dr.Tevfik Sağlam, 1946 yılında üniversitede hekimlik üzerine verdiği bir seminerde şunları söylemiştir: “Ordu mevcudunun yüzde 15’i kadar hasta yatağına ihtiyaç vardır. Bunlar yapılmazsa, epidemiler (salgın hastalık) mutlaka çıkacaktır. (Askeri) Hekimler bunu kumandanlara mutlaka telkin etmelidir. Hekim gayet kuvvetli ve yüksek şahsiyet sahibi olmalıdır. Düşünün ki en büyük adama dünyada siz emredecek ve onun hayatı hakkında hüküm vereceksiniz. Bu ağır bir iştir. Şahsiyeti küçük ve bilgisiz hekimler bunu yapamaz. Bizden her şey olur. Hariciye vekili ve başvekil olur. Bizim fakültemiz her uzmanı ve bazen hekim yetiştirir. Çok doğrudur; ama asıl hekimliğimize ait özelliklerimizi korumalıyız...”
Yorum yaz

